İnovasyonun Toplumsal, Ekonomik ve Politik Boyutu

İnovasyonun Toplumsal Boyutu

Bir ülkenin ekonomik büyümesi ve rekabet gücü kazanmasındaki en önemli etken teknolojidir ve teknolojinin bu rolünün önemi gün geçtikçe artmaktadır. Teknolojik inovasyon ise teknolojinin toplumsal refahı artırmak ve yaşam kalitesini yükseltmek için kullanılmasını sağlayan mekanizmadır ve ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması için şarttır.

Gelişmiş ülkelere baktığımızda başarılarının sırrının aynı olduğunu görürüz: Bu ülkelerin başarıları, uluslararası boyutta rekabet edebilme güçleri, halklarının zenginliği ve refahı; firmalarının yeni ürün ve süreç geliştirmek ve üretkenliği artırmak amacıyla sürekli olarak teknolojik inovasyon yapma yeteneklerine bağlıdır.

İnovasyon sayesinde toplum, aynı kaynaktan çok daha büyük getiriler elde eder; çünkü inovasyon, toplumun kaynaklarının ürün ve hizmete dönüştürülmesinde ve bu ürün ve hizmetlerin pazarlanıp satılmasında bir araç görevi görür. Bu nedenle, inovasyon sadece bir ekonomik sistem olarak değil, teknolojiyi insanların yararına kullandıran, istihdam yaratan, çevre korumasına katkıda bulunan toplumsal bir sistemdir.

İnovasyonun Ekonomik Boyutu

İnovasyonu ekonomi bilimine Joseph Schumpeter taşıdı. Schumpeter’e göre, üretilen bilgi, yani icatlar, kullanılabilir veya pazarlanabilir ürün ve süreçlere kendiliğinden dönüşmez. Schumpeter, teknolojik olan ve olmayan bilginin sadece “yeni kombinasyonlarının” yeni ekonomik ve toplumsal katma değer yaratabileceğini ileri sürdü. Fayda, “gerçek” inovasyon için ön şarttır. Karşılıklı kombinasyon ve etkileşim, üretilen bilgiyi ekonomik amacı olan kullanılabilir inovasyona dönüştürür. Schumpeter, inovasyon tiplerini şöyle sıralar:

  • Yeni bir ürünün kullanıma sunulması veya mevcut bir üründe niteliksel değişikliklerin yapılması,
  • Sanayi için yeni bir süreç inovasyonu,
  • Yeni bir pazarın açılması,
  • Ham maddeler veya diğer girdiler için yeni tedarik kaynaklarının geliştirilmesi,
  • Endüstriyel organizasyonda değişikliklerin yapılması

İnovasyon, teknolojik olan ve olmayan bilginin biraraya getirilmesinden doğduğuna göre, firmaların bu bilgiye ulaşması ve kullanması büyük önem taşımaktadır.

OECD’ye göre, refahın ve istihdamın artması “inovasyon yapma ve adapte etme kapasitesine” bağlıdır. Yeterli düzeyde inovasyon faaliyetinin yürütüldüğü bir ekonomide yeni firmalar kurulur; varolan firmalar varlıklarını sürüdürüp artan bir rekabet gücü kazanır.

İnovasyonun Politik Boyutu

İnovasyon, bir ülkede sürdürülebilir büyümeninin, toplumsal refahın ve istihdamın sağlanması için tek çözümdür. Bunun için ülkede inovasyon için gereken ortamın oluşturulması gerekir. İnovasyon politikası, bilim ve teknoloji politikası ile sanayi politikasının bir karışımı olarak ortaya çıkmıştır.

OECD’ye göre, inovasyon politikasının varlığı, bilginin ekonomik ilerlemede çok önemli bir rol oynadığını; inovasyonun bu “bilgiye dayalı ekonominin” çekirdeğini oluşturduğunu ve daha önce düşünülenden çok daha karmaşık ve sistematik bir olay olduğunu gösterir. İnovasyonda sistem yaklaşımı, hem bilginin üretilmesi, hem de yayılarak uygulanması süreçlerini vurgulayarak politikanın odağını kurumlar arasıdaki etkileşime taşır. “Ulusal İnovasyon Sistemi” terimi bu kurumlar bütününü ve bilgi akışını ifade eder.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, pek çok ülkede önemi anlaşıldıkça, inovasyon, devlet politikalarının odağı haline geldi. Bu politikalar doğrultusunda, inovasyon için gereken koşulların sağlanması devletlerin en önemli görevlerinden biri halini aldı. Bugün artık inovasyonun öneminin farkına varan ülkeler, firmalarının inovasyon faaliyetlerini başarıyla yürütmelerini sağlamak için gereken yasal ve idari düzenlemelerin yanısıra inovasyona kaynak ayırmalarını teşvik etmek ve sürekli bir faaliyet haline getirmelerini sağlamak için çok çeşitli mekanizmaları devreye sokuyorlar. Ulusal inovasyon sistemlerine etkin ve kalıcı bir işlerlik kazandırıyorlar.